'******** '*********
gündem   74 başlıkta 93 içerik

•
2
•
1
•
1
•
3
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
2
•
2
•
1
•
1
•
1
•
5
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
3
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
   2
diğer taraftan 10 yılda bir güncellendiği duyumu alınmıştır ki bunun güncellenmesinin elektronik ortamlarda yapılmadığı ihtimalini doğurmuştur. küresel ısınmayla da birlikte bu güncellemelerin otomatik olarak yapılması daha mantıklı olacaktır zannımca, veya en azından 10 yıldan daha yakın zamanlarda güncellenmesi gerekmektedir. zira mevsim normalleri durumu, susuzluk durumunu da kontrol etmektedir.
serkan / 16 Mart 2018 Cuma, 20.5
.
   1
hiç anlamadığım saçma meteorolojik mevzu. hava sıcaklığı 15/2 diyor mesela. burdan anladığım gündüz öğlen civarı, işte en yüksek 15, gece de en düşük 2 derece olacakmış. hissedilen 6 diyor. nedir hissedilen? şu anda mı? sen benim hangi bölgede, nerede olduğumu nereden biliyorsun radyodaki/televizyondaki kişi? ankara için emladağ civarında hava gayet soğuk hissediliyor olabilirken merkezde gayet sıcak olabilir. anlamadım, araştırmadım da. ama araştırıp bulduğum başka bir meteorolojik terim için bkz. mevsim normalleri
serkan / 16 Mart 2018 Cuma, 19.53
.
   1
içerik yazıldığında türk dizilerinde durum şu şekildeydi: erkek plana girer. 2 dakika kadar süzülür (takım elbise gösteriyor, ürün yerleştirme). kadına dönüyoruz. kadın da onu süzüyor, kafasını hafifçe kaldırıyor, küpelerini ve kolyesini/gerdanlığını, lensini vs. gösterdiğinden iyice emin oluyor (bu ürünleri de iyice yerleştirdik) ve "hoşgeldin, bu saatte seni beklemiyordum açıkçası..." bu şekil, baştan farklı içeriklerle başlayıp daha sonra ilişkiler, karmaşalar, cinayet vs.ye dönüp nasıl sündürüleceği henüz belirlenmemiş 20-30 belki 50 dizi (sayı konusunda bilgim yok). 1-2si galiba günlük yayınlanıyor. 3 saat falan sürüyor bunlar reklamlarla. 1 saati önceki bölümün özeti oluyor :) bir de ok atanlar, kılıç kuşananlar denendi, başarılı oldu, onlardan birkaç tane serpildi bazı kanallara. 500 yıldır devam eden çocuklar duymasın var, birkaç kere geri döndü teoman gibi :) shameless deneniyor bu sıralar bizim hikaye başlığıyla, baktım. prison break getiricez diyolar, adını çok merak ediyorum, oyum "mapus damları" gibi bir şeyden yana olacak :) asıl konumuz olan yabancılara bakıyoruz. netflix de türkiye'de ve türkçe seslendiriyor. öncelere bi bakalım. çok ilginç senaryoluların kimi çok eski, kimi az eski, kimi ortasında bitirmiş, kimi zamanında bırakmış ama senaryo olarak okumanız için örnek veriyorum: dexter, breaking bad, lost, flash forward, 4400, awake, fringe, prison break, lie to me, penny dreadful, persons unknown, the lost room, mentalist, firefly, the oa, under the dome, white collar; yenilerden altered carbon, game of thrones, westworld, 11.22.63... isimden başka birşey de yazmıyorum.
serkan / 24 Şubat 2018 Cumartesi, 20.7
.
   3
ufaktan altcoinlerle takas ile başlayıp komisyonlarla parayı çarçur etmeden damlaya damlaya göl yapabilme ihtimali için çok sabırlı olmak gerekiyor, aylarca boş boş ekrana bakmak gerekebilir doğru kararlar veremezseniz ki yine de şansınızın yaver gitmesi gerekmekte. sabırlı değilseniz bu tarafından da kaçınabilirsiniz. ya da çok güzel öğretebilir aslında sabırlı olmayı. bir hayat dersi olarak düşünebiliriz :) cilala, parlat, karate kid'den hatırlayalım. dersinizi alıp ezberlerinizi tamamladıktan sonra yine para yerine buhar bulabiliyorsunuz, o ayrı. dersin ücreti olarak düşünün.
serkan / 7 Şubat 2018 Çarşamba, 23.22
.
   1
en çok da barlarda, fasıl mekanlarında çalınıp söylenen, "çileeeeee, aaaaaaah çile bülbülüm" kısmından sonra bütün alanın "allah" kısmında katılım gösterdiği şarkıdaki "çile"nin, dert, tasa anlamındaki çile olmayıp aslında bülbülün ötmesi anlamına geliyor olması eminim benim gibi çoğunuzda da bir aydınlanma yaşatmıştır. tdk'dan ba bakıldığında çilemek: bülbül şakıması.
serkan / 7 Şubat 2018 Çarşamba, 11.28
.
   1
alır yalnız çok yanlış bilinen bir tarafı var bu durumun. onu burada düzeltelim. benim kulağıma ilk defa 90'ların ortalarında çalınmış olan bu durum, çok insanın canını yakmıştır. bilimsel herhangi bir dayanağı olmayan olay, zamanla çeşitli durumlarla kurtarılmaya çalışılmıştı, örneğin terlemeyi değil sadece susuzluğu giderdiği gibi. ama söylenmek istenen, içtiğimiz çayın terlemeyi giderdiği değil mi? karadeniz taraflarından çıkmış olması kuvvetle muhtemel olan söz, yazın kola vb. soğuk içecekler karşısında, çayın azalan satışını yükseltmek için söylenmiş olabilir. belki o dönemin hükümetinin desteğiyle de böyle bir girişim başlatılmış olabilir, hiç bilmiyorum. içtiğimiz, yemek borumuzdan sıcak bir şekilde geçerek midemize giden çayın hararetimizi alması tabi ki mantıksız. buna hala inanan ve ısrarla sürdüren arkadaşlarım var, ilginç. ama araştırmalarımın beni ulaştırdığı sonucu söyleyeyim: içinde yüzdüğümüz çay (dere, ırmak, nehir (nehir sıkıntılı olabilir, komple alabilir içeri)) harareti alıyor, ki tabi ki alması da gerekiyor.
serkan / 27 Ekim 2017 Cuma, 11.04
.
   1
youtube'da kaliteli işler yapan insanlar tarafından kalitesiz, saçma sapan işler yapan, hatta bunlarla ünlü olan insanlara karşı başlatılmış bir hareket. destek veriyorum.
serkan / 27 Ekim 2017 Cuma, 10.05
.
   2
eve geldikten sonra kaç gün at hırsızı suratını aynada gördüğünle doğru orantılı olarak birkaç gün boyunca alışamamak da var hello kitty suratına, aynaya baktığında anlamsızca gülmek.
serkan / 27 Ekim 2017 Cuma, 08.05
.
   1
yıllarca muhabbet etmiş, aynı delilikleri paylaşmış, bazı haftaların her günü işten çıkınca aynı ortamlarda takılmış, bundan keyif almış insanlar olarak sen onun düğününe takını da alıp keyifle gittiğinde aynısını karşı taraftan göremezsin ya. ya tatile gitmiştir, ya işten izin alamamıştır. olur dersin. zaman geçer, bi çeyreğin hesabı olmaz aranızda hadi ama "ev hediyesi alır gelir kankam" dersin. bırak ev hediyesini, bi telefon bile göremezsin. işte bu durum. 2 yıl sonra aranırsın, açıp açmamayı düşünürsün. kankalık zaten bitmiştir ama hiçbişey olmamış, eski kankaymış gibi telefonu bağırırarak açar. belki eşinin ısrarıydı, ki olmamalıydı; belki sen de öyle istedin, bilinmez ama sonucu değiştirmez. dert zaten takı, ev hediyesi falan değil. bileydik biz de gitmezdik :) ama tanışalı 3 yıl, görüşeli 5 olmuş kişinin de düğününe eşiyle beraber özene bezene hazırlanarak gelmesi, beklentinin üstünde takısını takması, verilen değerin farkını göstermiyor değil.
serkan / 27 Ekim 2017 Cuma, 07.49
.
   1
en son gta'nın yukarıdan görünen 2d versiyonunu oynamışım, üzerinden yıllar geçmiş. internet kafeler çıkmış, çoğalmış, neredeyse hiç uğramamışım evde internet olduğundan. yalnız gtavasiti adını da çokça duyar olmuşum, ne olabilir ki diyorum, üstten görünen gta 1, 2'nin yenisidir. ama o kadar çok bahsediliyor ki, yine de çoluk çocuk işte yeni keşfetmişler diyorum. tesadüfen bir arkadaşın öğrenci evinde rastladım, ağzım açık seyrediyorum. ver dedim lan oynim. biraz oynayıp o helikopter görevine geldim, meşhur. arkadaşın da son birkaç haftasını yiyen ama henüz geçemediği bölüm. çok öncelerden oyuncu olmanın, 92'den bu yana ise pc oyuncusu olmanın, hele o klavyede çok tuş kullandıran eski dos oyunlarının verdiği eğitimle (uçuş simülasyonları vs.) ilk denememde geçmem, arkadaşımın ağzının açık kalması. acemi şansı olmadığı net olsa gerek ki, oyunu daha sonra kendim de defalarca kurup oynadığımda, takılmadan geçtiğim basit görevlerden biridir.
serkan / 20 Ekim 2017 Cuma, 11.30
.