'******** '*********
gündem   69 başlıkta 85 içerik

•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
2
•
2
•
1
•
1
•
1
•
5
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
3
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
   1
alır yalnız çok yanlış bilinen bir tarafı var bu durumun. onu burada düzeltelim. benim kulağıma ilk defa 90'ların ortalarında çalınmış olan bu durum, çok insanın canını yakmıştır. bilimsel herhangi bir dayanağı olmayan olay, zamanla çeşitli durumlarla kurtarılmaya çalışılmıştı, örneğin terlemeyi değil sadece susuzluğu giderdiği gibi. ama söylenmek istenen, içtiğimiz çayın terlemeyi giderdiği değil mi? karadeniz taraflarından çıkmış olması kuvvetle muhtemel olan söz, yazın kola vb. soğuk içecekler karşısında, çayın azalan satışını yükseltmek için söylenmiş olabilir. belki o dönemin hükümetinin desteğiyle de böyle bir girişim başlatılmış olabilir, hiç bilmiyorum. içtiğimiz, yemek borumuzdan sıcak bir şekilde geçerek midemize giden çayın hararetimizi alması tabi ki mantıksız. buna hala inanan ve ısrarla sürdüren arkadaşlarım var, ilginç. ama araştırmalarımın beni ulaştırdığı sonucu söyleyeyim: içinde yüzdüğümüz çay (dere, ırmak, nehir (nehir sıkıntılı olabilir, komple alabilir içeri)) harareti alıyor, ki tabi ki alması da gerekiyor.
serkan / 8. 017 Çarşamba, 8:.4:
.
   1
youtube'da kaliteli işler yapan insanlar tarafından kalitesiz, saçma sapan işler yapan, hatta bunlarla ünlü olan insanlara karşı başlatılmış bir hareket. destek veriyorum.
serkan / 8. 017 Çarşamba, 1:.2:
.
   2
eve geldikten sonra kaç gün at hırsızı suratını aynada gördüğünle doğru orantılı olarak birkaç gün boyunca alışamamak da var hello kitty suratına, aynaya baktığında anlamsızca gülmek.
serkan / 27 Ekim 2017 Cuma, 08.05
.
   1
yıllarca muhabbet etmiş, aynı delilikleri paylaşmış, bazı haftaların her günü işten çıkınca aynı ortamlarda takılmış, bundan keyif almış insanlar olarak sen onun düğününe takını da alıp keyifle gittiğinde aynısını karşı taraftan göremezsin ya. ya tatile gitmiştir, ya işten izin alamamıştır. olur dersin. zaman geçer, bi çeyreğin hesabı olmaz aranızda hadi ama "ev hediyesi alır gelir kankam" dersin. bırak ev hediyesini, bi telefon bile göremezsin. işte bu durum. 2 yıl sonra aranırsın, açıp açmamayı düşünürsün. kankalık zaten bitmiştir ama hiçbişey olmamış, eski kankaymış gibi telefonu bağırırarak açar. belki eşinin ısrarıydı, ki olmamalıydı; belki sen de öyle istedin, bilinmez ama sonucu değiştirmez. dert zaten takı, ev hediyesi falan değil. bileydik biz de gitmezdik :) ama tanışalı 3 yıl, görüşeli 5 olmuş kişinin de düğününe eşiyle beraber özene bezene hazırlanarak gelmesi, beklentinin üstünde takısını takması, verilen değerin farkını göstermiyor değil.
serkan / 27 Ekim 2017 Cuma, 07.49
.
   1
en son gta'nın yukarıdan görünen 2d versiyonunu oynamışım, üzerinden yıllar geçmiş. internet kafeler çıkmış, çoğalmış, neredeyse hiç uğramamışım evde internet olduğundan. yalnız gtavasiti adını da çokça duyar olmuşum, ne olabilir ki diyorum, üstten görünen gta 1, 2'nin yenisidir. ama o kadar çok bahsediliyor ki, yine de çoluk çocuk işte yeni keşfetmişler diyorum. tesadüfen bir arkadaşın öğrenci evinde rastladım, ağzım açık seyrediyorum. ver dedim lan oynim. biraz oynayıp o helikopter görevine geldim, meşhur. arkadaşın da son birkaç haftasını yiyen ama henüz geçemediği bölüm. çok öncelerden oyuncu olmanın, 92'den bu yana ise pc oyuncusu olmanın, hele o klavyede çok tuş kullandıran eski dos oyunlarının verdiği eğitimle (uçuş simülasyonları vs.) ilk denememde geçmem, arkadaşımın ağzının açık kalması. acemi şansı olmadığı net olsa gerek ki, oyunu daha sonra kendim de defalarca kurup oynadığımda, takılmadan geçtiğim basit görevlerden biridir.
serkan / 20 Ekim 2017 Cuma, 11.30
.
   1
özellikle akşam yemeklerinde zaman zaman beliren şahsi isteğimdir. belki üniversiteyi veya askerliği özlemişimdir, belki o şekilde yemek yemek, herşeyin önümde toplu durması hoşuma gitmiştir, belki hepsi birdendir. ama bulabilirsem öyle tabldot satan, alıcam iki tane, eşimle karşılıklı bi üniversiteye dönücez :)
serkan / 19 Ekim 2017 Perşembe, 15.09
.
   1
aha bu sekilde turkce karakterler kullanmadan yazmaktan sikilanlar için hem türkçe harflerin de ekli olduğu, hem harflerin, hem klavyenin boyutu ayarlanabilen, üzerine istenirse rakamların da sabit bir şekilde eklenebildiği, emojilerin de bulunduğu, konuşarak yazım yapma imkanı da sağlayan, ayrıca çizimle yazanlar için ilgili modu da bulunan, kelime tahmini de yapan, ve son olarak ücretsiz android uygulaması. türkçe klavye diye aranırsa bulunabiliyor. şahsen kelime tahminini kapattım, rakamları sabitledim, harfleri ve klavye boyutunu %120ye çıkardım, inanılmaz rahat yazıyorum, bit kadar harflerle turkce yazamayanlara veya türkçe yazıcam diye basılı tutup kıvrananlara ise acıyorum.
serkan / 17 Ekim 2017 Salı, 14.16
.
   1
tek disketlik versiyonu bundan 24 yıl kadar önce, daha kaliteli HD-15. yıl dönümü versiyonu 9 yıl önce, daha da kaliteli, 20 yıl dönümü HD versiyonu da 4 yıl önce çıkmış olan, sevdiğim oyunlar listesinin başlarında yer alan, out of this world adıyla da bilinen kaliteli oyun. gta v oynayan nesile ne kadar kaliteli geleceği tartışılır ancak dos oyuncuları için neredeyse tartışmasızdır.
serkan / 17 Ekim 2017 Salı, 14.09
.
   1
o "misiniz"i ayıran heralde yüz dükkandan birinde falan görüyorum, görünce çok seviniyorum. ama racon böyle demek ki. belki de birşeyin simgesidir. "bilerek bitişik yazdık, bize ilkokul terk lazım ki maaşını da ona göre vericez, öyle türkçe falan çok bilmesin" gibi mesela, olur mu olur :)
serkan / 17 Ekim 2017 Salı, 14.04
.
   1
yaş 30, lise biteli yıllar olmuş. önce bi kendi büfemi açıcam, ne varsa gıdada var demişsin, borç harç, evdekilerden de almışsın onları razı edip, varsa kiradaki evi sattırıp, ama büfe, olmamış öyle, kolay değilmiş güneşin annacında akşama kadar tost yapmak, temiz tutmak, müşteri memnun etmek. kahvede batak oynarken yandaki konuşanlara kulak kabartmışsın, harita varmış, çok büyük altın sandığı, zaten yakında hemen şurdaki köyde. ama haritayı 150 liradan aşağıya bırakmıyolar. yutmuşsun zokayı. almışsın o bezden haritayı. nasıl yaparız ederiz diye de o elemana sormuşsun. sana elinde aletler olduğunu, bu işleri bırakacağını söylemiş, bi de güzel kürek, kazma ve o define bulma aygıtından satmış, biraz da öğüt vermiş. işte şu şu saatlerde git, jandarma var falan filan gibisinden. yakın arkadaşına koşmuşsun, sonra kamyonetine eşyaları atıp söylenen saatlerde köye. çok uğraşmışsınız ama define mefine yok. bir de yakalanıp kamyoneti de kaptırmışsınız. ama inatçısın, illa kendi işini yapacaksın, çok zengin olacaksın, sana yakışır mı sanayide çıraklık, güvenlik görevlisi olmak, garsonluk falan? biraz gitar falan biliyodun hani akdeniz akşamları falan. gidip ucuzundan bi gitar almışsın. "paslanmışız ama iş yaparız" diye oturmuşsun başına, akor toplamışsın sağdan soldan, o "akdeniz akşamları"ndan girip devam etmişsin yeni şarkılar falan. yalnız sende Am G falan gibi basit akorlar var, yok ki bi Bb5. onu da bildiklerinle yedirip çalarsın zaten barda kim sallayacak onu. arkadaşlarına da çalıyorsun, kimse demiyor ki "akor geçişlerinde bekliyon, ayrıca sesin de uymuyo, ritm zaten yok, bi de sesinin uymamasını geçtim, çirkin lan sesin, kusura bakma ama". "güzel abi, uğraşırsan olur" diyolar ne desinler. acı gerçek deneme için bara gittiğinde, heyecan da işin içine girdiğinde kendini gösteriyor ki yok. artık o barın çıkışında şöyle "bizimle çalışmak istermisiniz?" yazan dükkanları not al, yarın geldiğinde ihtiyacın olacak. yok mu? e o zaman otur bara, kazı kazancı gelene kadar biraz beklersin, belki öyle olur.
serkan / 17 Ekim 2017 Salı, 13.58
.